
Ceylan Erden, yazmayı bir alışkanlık değil, bir zorunluluk olarak gören bir yazardır. Kelimelerle kurduğu bağ, çoğu zaman konuşamadıklarının yerini tutar. Yazı onun için bir sığınak değil; yüzleşme alanıdır.
Metinlerinde insanın iç çatışmalarını, bastırılmış duygularını ve sessizce büyüyen sorularını ele alır. Gündelik olanın içindeki kırılmayı, sıradan görünen anların ardındaki duygusal derinliği görünür kılmayı amaçlar.
Erden’in anlatısı, kişisel deneyimlerle sezgisel bir dil arasında şekillenir. Yazarken yolunu önceden bilmez; metin, onu nereye çağırıyorsa oraya gider. Bu yüzden hikâyeleri çoğu zaman kesin cevaplar sunmaz, tanıdık bir his bırakır.
Bu kitap, yazarın kendi iç sesine kulak verdiği ve okuru da bu sessizliğe davet ettiği bir duraktır.
