Önceleri globalleşmenin ne olduğunu tam anlamadık, kulağımıza da hoş geldi, peşinden sürüklendik, zaman geçti anladık ki dünya bütünleştikçe küçüldü, küçüldükçe kötüleşti ve içimizdeki şeytanın büyüklüğünü fark ettik. Bu şeytanı önce tam olarak anlayamadık ama öncekilerinden çok farklı çok büyük ve en kötüsüymüş, sonraları anladık ki şeytan, kuvvetli olanmış. Şeytan kuvvetlendikçe kuvvetlendi, bazıları onların yaptıklarına, projelerine, kurallarına bilerek veya farkında olmadan hizmet etmeye onların daha büyümesine daha da kuvvetlenmesine her şeye hâkim olmasına yardımcı oldular. Bazıları bunlara köle oldu büyük çıkarlar sağladılar, onlara “Emperyalistlerin uşağı veya köpeği” dedik. Ve dünyanın en büyük teröristinin Amerika olduğunu anladık.
Dünya insanının büyük çoğunluğu fakirleşti, yoksulluk ve sefalet büyüdü, adaletsizlik, başkalarının mallarına, topraklarına el koymak, bombalamak, öldürmek, ahlaksızlık, insan onurunu aşağılayan olaylar sıradanlaşmaya başladı. Dünya kapitalist sistemi, emperyalistlerin kurdukları sistem üzerinden çalışmaya başladı ve kuvvetli olanlar daha da kuvvetlendi, kuvvetli olanlar tarafından konulan kurallar uygulanmaya, artık her şey onların çıkarları doğrultusunda olmaya başlamıştı.
Aslında bilinen sistemdi, insanlığın başından beri, böl ve yönet. İşte bu sistem en ileri şekilde uygulanmaya başladı. Dünyanın jeopolitik önemi ve zenginlik kaynağı olan yerlerde yıllarca sürecek savaşların, katliamların, soykırımların temelleri atıldı, oyunlar kuruldu. Asya coğrafyasını ele geçirmek için Ukrayna üzerinden, Orta Doğu coğrafyasını ele geçirmek için İsrail üzerinden stratejik oyunlar, düzenler kuruldu, projeler yapıldı ve dünyanın somu olabilecek savaşlar başlatıldı. Ve kapitalizmin çöküşü başladı, henüz adı konulmamış dünyayı değiştirecek yeni düzenin başlangıcındayız.
Sonunda beynimizin nasıl çalıştığını anlamazsak insan ve davranışlarını anlayamayacağınızı anladık, beynimiz nasıl çalışıyor diye öğrenmeye başladık, Bütün bunları yaratan sebebin beynimiz olduğunu öğrendikçe de geleceğimiz kararmaya başladı.

Hayrettin Kağnıcı,
Makine Yüksek Mühendislik eğitiminden sonra kendi firmasını kurarak iş hayatına atılmış, CNC kontrollü sanayi makineleri konusunda uzun yıllar sektörde hizmet vermiş, özellikle çeliklerin kesilmesi ve şekil verilmesi konularında gerek pratik gerekse teorik olarak uzmanlaşmıştır. Eğitim kurumlarında ve birçok firmada konu ile ilgili uzmanlık eğitimleri vermiş makaleler yayınlamıştır. Mesleki hayatında şirket politikası olarak “Hedefimiz rekabet gücünüzü arttırmaktır.” slogan ve prensipleri ile sektörde öncü olmuştur.
Ülke gelişmesinde sivil toplum örgütlerinin çok önemli olduğuna inanmış lise ve üniversite yıllarından itibaren birçok sivil toplum kuruluşunda aktif olarak görev almıştır. Bunların içinde önemlileri, TÜGİAD (Türkiye Genç İş Adamları Derneği), Beyaz Nokta Temiz Toplum Temiz Siyaset Derneği, TİAD (Takım Tezgâhları İş Adamları Derneği), Rotary Derneği olmak üzere sosyal içerikli birçok kurumda görev almıştır.
Hayrettin Kağnıcı 2021 yılında yazdığı “İnsan Böyle Bir Şey” isimli kitabında; insanlık tarihinde Tanrı, din ve inanç kavramlarının ilk olarak nasıl ve nerede oluştuğunu, dinlerin nasıl kabul gördüğünü ve din üzerinden toplumların nasıl kontrol edilebildiğini, paganizm, çok tanrılı ve tek tanrılı dinleri, gelecekte hayatımızın vazgeçilmezleri olacak yarı insan yarı makine androidler ile insanımsı robotlar sayborgları, robotlaşan dünyamızda “Bizlerin hâli ne olacak?” konularını işlemiş ve paylaşmıştır.
2023 yılında, dogmaların üzerinde yaratılan algı ve zihin haritası ile toplumlarım nasıl kolaylıkla yönlendirildiğimi, dinî eğitimin öne çıkartılıp rasyonel eğitim kalitesinin düşürülmesi sonucunda Müslümanların neden birbirlerini öldürdükleri, toplumların pasifleştirilmesi sonucunda ulusal kimliklerinin zayıflatılarak yok edilmesi ve bütün bunlara sebep olan beynimizin nasıl düşünce ürettiği konularının işlendiği “İnsanca Yaşamaktır Hayat” başlıklı kitabını yazmıştır
2024 yılında Müslümanların nasıl yönlendirildiğini ve sonucunda Müslümanların nedenini tam bilmedikleri hâlde birbirlerini öldürmelerini, liderlerinin dünyanın en zenginleri arasında oldukları hâlde neden Müslüman ülkelerin sefil ve yoksul hâlde bırakıldıklarını, temel sebeplerinin dogmalar üzerinden beynimizi nasıl kontrol edildiğini ve esas olarak beynimizin nasıl bir sistem ile çalıştığı ve bunlarla bağlantılı konular içeren “Müslümanlığa Yön Verenler” kitabını yazmıştır.
2025 yılında “Orta Doğu’da Müslümanlık Çökertiliyor mu?” başlıklı kitabı ile Orta Doğu’da Müslüman devletlerin nasıl yönlendirilerek çökertildiğini, parçalandığını ve ulus kimliklerinin yok edildikleri konusundaki araştırmalarını paylaşmıştır.